Küçük kanadı kırık bir kuş bir gün bir dal buldu kendine.. Çok inandı bu dala çok güvendi. Yaraları iyileşmeye başladı bu dalda. Dal ona huzur veriyordu. Sanki yapraklarıyla ona esen deli rüzgarları kesmişti. Sanki yaprağından akıttığı sular kuşun kanadına merhem olmuştu. Mutluydu kuş.. Huzurluydu..İstiyordu ki bu dal yuvası olsun onun..Ömür boyu sığınsın buraya hayatın kötülüklerinden..
Derken birgün olan oldu. Dal kırıldı kökünden. Kuş birden yerde buldu kendini büyük bi acıyla. Ona göre bulunduğu yer o kadar yüksekti ki bu düşüş onu çok daha fazla yaralamıştı. Bu kez hem iki kanadı birden kırılmış hem de yüreği parçalanmıştı.
Canı yanıyordu ama çırpınmaya gerek bile duymuyordu. Ne kalkmak için çabası vardı nede uçmak için. Olsa da farketmezdi zaten gücü bitmişti..Pes etmişti hayata..Ne olacaksa olsundu artık.
Sadece son kez başını kaldırıp kırılan dala baktı..Hüzün vardı gözlerinde. Çok güvendiği o dal kırılmıştı çünkü..Halbuki o hiç kırılmaz sanmıştı o dalı. O kadar büyüktü gözünde sığındığı o dal.
Son kez baktı hüzünle ve yavaşca başını kanatlarının altına gömdü. Kimse görsün istemiyordu pes edişini.
Gözlerinden birer damla kan geldi. Başı tamamen soğuk toğrağa boyun eğdi.
Artık korunmaya bile ihtiyacı kalmamıştı..Çünkü atmıyordu o küçücük yüreği..